TürkçeEnglish
Diğer Sitelerimiz :  
Ana Sayfa
Hakkında Ana Sayfa
Konumu
İklimi
Nüfusu
Tarihçesi
İlçeler
Haberler
Sağlık
Eğitim
Ulaşım
Trafik
Gezi
Etkinlikler / Sinema
Yeme / İçme
Turizm
Konaklama / Otel
Alışveriş
Haritalar
İlçe Fotoğrafları
Devlet Daireleri
İş, Finans Merkezleri
Linkler
İletişim
Nöbetci Eczaneler
Önemli Telefonlar
Bize Ulaşın

Sergi
» Nöbetçi Eczaneler Sayfamız günlüktür  » İDO ve Vapur Hatları Kış Tarifesi Güncellenmiştir  » Firma Bilgilerinizi ’Rehber’ Bölümümüzde Ücretsiz Yayınlayabilirsiniz  » Seçtiğiniz fotoğrafları Foto Galeri sayfamıza gönderebilirsiniz 
Semt pazarları kose

İstanbul'un hemen her semtinde, kurulduğu semtin ya da kurulduğu günün adıyla anılan semt pazarları var. Genelde üstü açık olan bu pazarlarda çok sayıda tezgah yan yana kuruluyor ve gıdadan tekstile, ev eşyasından canlı hayvana bütün ihtiyaç maddeleri satılıyor.

Satıcılarıyla, satış yöntemleriyle, sesleriyle, deyimleriyle, ilginç bir zenginliğin parçaları pazarlar.

Koş koş koş… Bir buçuk yaptım, bir buçuk…” Pazarcıların mallarını satmak için yaptıkları çığırtkanlıklardan, büyük yaratıcılıkla oluşturdukları tekerlemelerden herkesin hafızasında kalan mutlaka birkaç tane vardır. Kimimiz taze sebze meyve bol diye çok severiz pazarları, kimimiz kalabalık diye şikayet ederiz. Ama mutlaka ayda bir-iki kez de olsa ziyaret ederiz semt pazarlarını. Sadece uygun fiyatlı mal almak değil, yıllardır bize aktarılmış bir gelenektir pazara gitmek. Her malın ucuzunu ama kalitelisini bulmak ümidiyle düşeriz yollara.

İstanbul'un halen faal semt pazarlarının en ünlü ve en eskilerinden biri Salı Pazarıdır. Anadolu Yakası'nda, Kadıköy'de salı ve cuma günleri kurulan en önemli semt pazarıdır.

Semt pazarları şehir kültürünün ayrılmaz bir parçası mı? Bu görüş halen uzmanlar arasında tartışılıyor. Kimilerine göre bu pazarlar insanların organik meyve sebzeye ulaşmasında önemli bir araç. Diğer yandan pazarcılık kayıtdışı bir yol olmasına rağmen köylünün malını satmasını ve üretime devam etmesini sağlıyor. Bir başka görüşe göre ise semt pazarları şehrin kanayan yarası. Pazarların yarattığı trafik ve hijyen konuları kafalarda soru işareti uyandıran noktalardan bazıları.

Kadıköy’deki ünlü Salı Pazarı’nda aLtmış yaşındaki bir bayan hararetle alışverişin büyüsüne kapılanlardan. Genellikle tekstil malzemeleri satılan bu pazarın müdavimi olan bayan, “Biz yıllarca memur maaşıyla pazardan alışveriş ettik. Şimdi de emekli maaşıyla pazara gelmeye devam ediyoruz. Pazarların kaldırılacağı gibi bir söylenti var. Kaldırılırsa bizim alışveriş için başka gidecek yerimiz yok,” diyor.

Neredeyse her kesimden insanı çeken Salı Pazarı’nda eşofman satan bir pazarcıyla sohbete başlıyoruz. Yirmi beş senedir Salı Pazarı’nda tezgah açan bu bay, “Eskiden Salı Pazarı’nda kaçak mallar olurdu, orijinal. Sen o zamanlar görseydin kimler kimler gelirdi. Şimdi ihraç fazlası çok mal var. Türkiye tekstilin merkezi oldu zaten.” Bu bey pazardaki iniş çıkışları yaşayıp gözleyenlerden biri. “Pazar seksenli yıllarda küçüldü, doksanlarda büyüdü, şimdilerde yine küçük. Çevre vilayetlerin de çekim merkeziydi burası. Her pazara Bursa’dan İzmit’ten otobüslerle bayan grupları gelirdi. Hala da bir kısmı gelmeye devam eder.”

Takı standının başında kendisine uygun olanı seçmeye çalışan 19 yaşındaki genç bayan pazarı fazla sevmeyen gençlerden. Diyor ki, “Genelde gençler sıkılıyor pazarda, ben de ara sıra anneme yardım etmek için geliyorum o kadar. Alışveriş merkezleri gençlere daha cazip geliyor”. Pazarcılığa yeni başlamış oğluna yardım etmek için gelen bir baba, büyük alışveriş merkezlerinin pazarları tehdit ettiği görüşünde. Babamız, “İstanbul’un gerçek alışveriş kültürü pazarlardakidir. Sadece burada neredeyse 150 senelik bir pazar geleneği var. Nostaljidir pazarlar ama günümüzde ne yazık ki insanları alışveriş merkezine kilitlemeye çalışıyorlar” diyor. Oğlu ise aslında inşaat mühendisi. Baba-oğul çok kaliteli malları uygun fiyatlara sattıklarını belirtiyorlar ve pazarcılık yapmaktan gurur duyduklarını söylüyorlar. Yan standın sahibi olan bay, zorlaşan ekonomik koşullarda kendi sattıkları mefruşat malzemelerinin yüz ürün içinden on sekizinci sırayı almasından şikayetçi. Mallar arasında birincilik tabiî ki meyve ve sebzeye ait.

Semt pazarlarının gıdaya ayrılmış kısımlarında hayat mücadelesinin ve taze ürün satmanın ayrı zorlukları ön plana çıkıyor. 45 yaşındaki pazarcı, her hafta Tarlabaşı Pazarı’na mal getiriyor. 13 yaşından beri pazarcılık yapan bu bay, “Durmak dinlenmek yoktur bu işte. Bizim küçük kamyonete her hafta halden yükleyip getiriyoruz malı. Bu işin incelikleri var. Öncelikle çürütmeyeceksin malı, çocuğun gibi kollayacaksın. Pazardan sonra elinde kalırsa yine heba olur. Gerekirse ucuza vereceksin, zarar etmeyeceksin. Bu kadar sene oldu zor hala, çok zor.”

İstanbul’daki hemen her pazarı dolaşan satıcılar, standı kurdukları alanlar için 50 ile 70 TL arasında kira verdiklerini anlatıyor. On beş senelik deneyimli pazarcı, pazar alanlarının üstü kapalı, sabit tezgahlı, özel tasarlanmış yerler haline getirilmesinden yana. Yeni pazarcılardan 42 yaşındaki biri, “Amacımız iyi malı müşteriye ucuz satmak. Eskiden pazarcılık başlı başına bir sektördü. Ama şimdi pazarcılık mecburiyetten yapılıyor,” diyor.

Ekonomide de kemikleşmiş bir yeri olan semt pazarlarının özellikle alım gücü düşük halkın yanısıra büyük alışveriş merkezlerinden hoşlanmayan halk kitlesinden de ayrılması mümkün görünmüyor. Kendi başına bir kültür öğesi olan pazarların koşullarının iyileştirilmesi belki önemli bir adım olabilir. İnsanın gönlü, renkli pazarcı üslubundan ve tazecik meyveyi kendi elleriyle seçip evinin yolunu tutmaktan vazgeçmek istemiyor.

Renkleri, kokuları, sloganlarıyla İstanbul semt pazarları çok eğlenceli, çok çok kalabalık.

İlk durağımız Göztepe Pazartesi Pazarı

Bu keyifli yolculuğumuza pazartesi günü Göztepe'de kurulan pazarla başlıyoruz. Kadıköy minibüs yolu üzerinde, Göztepe Özgürlük Parkı’nın yan caddesinde bulunan pazar, geniş bir caddeye kurulmuş durumda. Ulaşımı gayet kolay olmasına rağmen diğer pazarlar kadar kalabalık değil. Sakinliği, fiyatların ucuzluğu ve güler yüzlü esnafı dikkatimizi çekiyor. Ağırlıklı olarak meyve-sebze satılıyor. Domatesler, patlıcanlar, kayısılar, kavunlar, karpuzlar... Neye elimizi atsak dalından yeni koparılmış gibi tazecik ve çok lezzetli. Üstelik fiyatları da cep yakmıyor. Meyveler 50 Kr ile 2,5 TL, sebzeler 1-3 TL arasında değişen fiyatlarla satışa sunuluyor. Tabii bunlar ürünler üzerindeki sabit fiyatlar. Bir de pazarlık payı eklenince değmeyin alışverişin keyfine! Ortalama 20 TL'lik bir bütçe ayırdığınızda bir haftalık mutfak masrafınızı karşılamış olursunuz. Eğer peynir, zeytin gibi şarküteri ürünleri de listenizde ise o zaman biraz daha yüksek tutmanız gerekiyor.


Pazarda yolculuğumuz devam ediyor. Tezgahların önünde çoğunlukla orta yaşlı bayanlar dikkatimizi çekiyor. Yiyecek bölümündeki rutinlik, kıyafet bölümünde canlanıyor. (Gerçi meyve-sebze tezgahlarını dolaşırken ara ara çamaşır, çorap, kıyafet tezgahlarına rastlıyoruz ama o kadar etkili olmuyor) Burada biraz daha genç nüfus karşımıza çıkıyor. Etekler, pantolonlar, gömlekler, ayakkabılar, çantalar, ev aksesuarları, mutfak eşyaları... Kıyafet ve aksesuarlar da diğer pazarlara göre daha ucuz. 5 TL'den bluz, 10 TL'den pantolon bulmanız mümkün. Yaz mevsimi olması dolayısıyla birkaç tezgahta mayo ve bikini de satılıyor. Onların fiyatları da ortalama 20 TL olarak belirlenmiş. Ancak bu bölümde, gıda bölümü kadar tatmin olamıyoruz ve yaklaşık 1,5 saatlik gezintimize burada nokta koyup, pazardan ayrılıyoruz.

İstanbul’un en ünlü pazarı: Kadıköy Salı Pazarı


Salı günü rotamızı yine Kadıköy'e çeviriyoruz. Bu kez gideceğimiz yer İstanbul'un en ünlü pazarlarından biri, Kadıköy Salı Pazarı.Geniş bir alana kurulu olduğundan birçok noktadan pazara girmek mümkün. Kıyafet satılan bölümden gezintimize başlıyoruz. O kadar kalabalık ki iğne atsanız yere düşmüyor. Ayakkabıların, parça kıyafetlerin ve takıların satıldığı tezgahlardaki yoğunluk dikkatimizi çekiyor. Fiyatlar piyasaya göre benzer olsa da çeşit bakımından bir hayli zengin. Pantolonlardan tutun da terliklere, mayolardan çamaşırlara, takılardan parfümlere, nevresim takımlarından havlulara kadar aradığınız her şeyi bulmanız mümkün. Fiyatlar hemen hemen her tezgahta aynı. Pantolonlar ve etekler 10-20 TL, ayakkabılar 10-25 TL, takılar 3-5 TL, parça kıyafetler 3-10 TL, ev ürünleri 3-40 TL arasında değişen fiyatlarla alıcı buluyor. İlgi ise en çok mayo-bikini tezgahlarında toplanıyor.

Mağazalarda markalı ürünler 50 TL ve üzerindeki fiyatlarla alıcı bulurken, pazarda daha düşük kaliteli olanlar 10-15 TL’den satışa sunuluyor. Hatta tek bikini üstleri 2,5 TL gibi şaşırtıcı bir rakamla kapış kapış ediliyor.

Pazar sadece kıyafetlerle sınırlı kalmıyor tabii. Bayanların en çok ilgi gösterdiği diğer bölümler arasında kozmetik ürün ve parfüm satan tezgahlar var. Bu sene kalem parfümler, pratikliği, kolay taşınabilirliği ve ucuzluğu bakımından bir hayli moda oldu. Bu modaya Kadıköy Salı Pazarı da uymuş. Dışarıda tanesi 3 TL’den satılan parfümler, burada “3 tanesi 5 TL” olarak karşımıza çıkıyor.


Biraz daha ilerlediğimizde banyo, mutfak ve temizlik ürünleri, kilimler, paspaslar, nevresim takımları, çarşaflar, ev aksesuarları gibi her eve lazım olan ürünler karşımıza çıkıyor. Üstelik mağazalardan çok daha uygun fiyatlarla ve kredi kartına 3-6-9 taksit imkânıyla… Evet, kredi kartı modasına pazarlarda uymuş durumda. Birçok yerde “kredi kartı geçiyor” sözünü duyabilirsiniz. Gerçi bu durum pazarlık yapma alışkanlığını unutturmaya başlasa da nakit para taşımadan gönül rahatlığıyla alışveriş imkânı yaşatıyor.

Kaliteli eşyalar almak için sabahın erken saatlerinde gitmek gerekiyor. Yoğunluk her ne kadar öğleden sonra oluyor denilse de sabahın erken saatlerinden gelenler daha çok çeşit bulabiliyor ve en iyilerini alma şansına sahip olabiliyorlar. Pazarda genç-yaşlı ayrımı yapılmaksızın her yaştan insana rastlamak mümkün. Kimi sadece gezmek için geliyor, kimi günler öncesinden ne alacağının planını yapıp öyle koyuluyor yola.

Yiyecek bölümü ise o kadar hareketli değil. Meyveler, sebzeler, kuru yemişler, peynirler, zeytinler, kahvaltılıklar ve daha neler neler… Ancak bu kısımda umduğumuz kadar ucuz çıkmıyor karşımıza. Bir haftalık mutfak giderine baktığımızda sebze ve meyve dolu bir sepet 30-40 TL’den, eğer şarküteri reyonunda da ekleme olursa 50-60 TL’den doluyor. Gerçi mutfak alışverişi için genellikle daha küçük çaplı pazarlar tercih ediliyor. Şöhreti yakalamış olanlar ise kişisel bakım ve kıyafet konusunda tercih ediliyor.

Kadıköy Pazarı gez gez bitmiyor. Yaklaşık 2 bin esnaf görev başında. Hal böyle olunca sabahın erken saatlerinde başlayan hareketlilik akşam saatlerine kadar hızını hiç kaybetmeden devam ediyor.

SALI PAZARI FİKİRTEPE'YE TAŞINMIŞTIR.

Kadıköy Rus Pazarı

Her pazar günü Salı Pazarı'nın bulunduğu yerde kurulan Rus Pazarı'nda çok ucuz fiyata bin bir türlü gerekli eşya, ev ve mutfak aletleri, bilgisayar ve oto parçaları, olta, eski eşya, taş plak gibi çeşitli mallar satılıyor.

 

DİĞER ÖNEMLİ PAZARLAR

Bostancı / Çarşamba (Özel yerine Taşındı)

Erenköy / Perşembe

Suadiye / Perşembe

Üsküdar / Cuma





REKLAMLARINIZ
İÇİN REKLAM KÖŞESİNİ VEYA İLETİŞİM, BİZE ULAŞIN TIKLAYINIZ.


>>Sitemizde sizlere çok daha iyi hizmet verebilmek amacıyla oluşturduğumuz bölümlerdeki eksiklikleri, bilgiler elimize ulaştıkça tamamlayacağız.
>>Sürekli olarak güncellenecek olan sitemiz için sizlerin de bu konularda öneri ve desteklerinizi bekliyoruz.




Reklam vermek için tıklayınız.
 







 
Sık Sorulanlar - Kullanım Şartları - Gizlilik İlkeleri - Önemli Telefonlar - Reklam - Bize Ulaşın
Sayfamızda yayınlanan tüm materyallerin hakları sahiplerine aittir. © anadoluyakasi.gen.tr 07/08
(0,22 saniyede yüklendi.)